İster öykü, roman gibi kurmaca metinler aracılığıyla isterseniz doğrudan kendinizi yazın, içinizi dökün; yazmak iyi hissettirir, rahatlatır, psikolojik dayanıklılığınızı güçlendirmeye katkı sağlar.
Hangi döneminizde iyi hissetmek için nasıl yazmaya ihtiyacınız olduğunun asıl cevabını verecek olan iç sesiniz… İç sesinizi duyabilmek içinse kendinizle randevulaşıp baş başa kalabilmeli, kendinize zaman vermelisiniz… Belki de hem kurmaca hem de serbest şekilde doğrudan kendinizi anlatmanız sizin için uygun olabilir. Kendinizi, zihninizi asla sınırlamayın bu konuda, kalıplara hapsetmeyin. Günümüz insanının ruhu zaten zihnindeki kalıplara, dayatmalara hapsolduğundan varoluşsal sancılarla kıvranmakta, otantik benliğini yaşayamamakta, gerçekte olduğu kişi olamamakta… Bu yüzden içsel huzursuzlukla, tatminsiz bir şekilde yaşamını sürdürmekte. Eğer kendi iç sesine kulak verebilirse, ruhunun derinliklerini sansürsüzce dışa vurabilirse, bir başka deyişle kendini ifade edebilirse insan içsel yolculuğuna çıkmaya başlayabiliyor… Bana göre yazmak, insanın kendi içine dönmesinin, içsel yolculuğa çıkmasının, her seferinde ruhunun karanlıklarında saklı hazineleri ışığına çıkarıp kendisiyle bütünleşebilmesinin ve bir üst versiyonuna dönüşmesinin yolu… İnsan, daima değişen ve dönüşen bir varlık… Her içsel yolculuğa çıkışında bulunduğu yerden ufuk çizgisine doğru kat be kat mesafe kat ediyor…
Yazmaktaki amacınız kendinizi tanımak, kendinizle buluşmak, iyi hissetmek, rahatlamak, kendinizi gerçekleştirme yolunuzu keşfetmek, gelişimsel ve durumsal krizlerinizin üstesinden gelmek, psikolojik sağlamlığınızı güçlendirmek vb. yazının terapötik işlevlerini açığa çıkarmaksa başlangıçta sizlere önerim kendinizi doğrudan yazarak anlatmanız… İçinizden geldiğince, serbest bir şekilde sansürsüzce içinizi kâğıda dökmeniz… Yazarken “Birileri okur mu? İmlâ-yazım kurallarına uydum mu? Yazım güzel olacak mı? Bu yazdığım hangi edebî tür?” benzeri düşüncelerinizi bir kenara bırakarak. Öykü, roman vb. kurmaca nitelikteki türlerde yazmaya çalışmanız başlangıçta sizin içinizdeki eleştirmeni açığa çıkararak gerçek sesinizi bastıracaktır… Kendinizi doğrudan dışa vurmanızı engelleyecektir. Zaten iç sesimize kendi kulaklarımızı tıkadığımız için içsel mutsuzluk, huzursuzluk, tatminsizlik ve varoluşsal sancılar yaşamıyor muyuz? Ait olmadığımız yaşamlarda günü geçirmiyor muyuz? Dıştan gelen gürültülerle kendimizden uzaklaşmıyor muyuz?
Bir yerden başlamak istiyorsanız yazmaya günlük tutmaya başlayabilirsiniz… Günü gününe olmak zorunda değil, her gün aynı saatte de… İki günde bir de yazabilirsiniz. Zamanla kendi ritminizi bulursunuz. Kendinize içinizi ısıtan bir defter, günlüğünüzü süsleyebileceğiniz ruhunuza hitap eden stickerlar ve günlük sayfalarında su misali akan kalem/ renkli kalemler hediye edin. Kendinizle randevulaşın. İster evinizde size iyi hissettiren bir köşde isterseniz de bir kafede… Neresi içinizden gelirse orada buluşun kendinizle. Yaşamınızdaki en yakınınız, en özel insan kendinizsiniz. Siz ne kadar iyi olursanız sevdiklerinize de sirayet eder bu… Yazarken ortamınız müsaitse, hoşunuza gidiyorsa mum ile tütsü yakabilir; sevdiğiniz çay, kahve gibi içecekler ve sözsüz müzikle yazma sürecinizi bir ritüele dönüştürebilirsiniz. Günlüğe ne yazacağım diyorsanız da o an içinizden gelen her şey olarak verebilirim cevabımı.
Dilerim bir gün yollarımız kesişir de atölye çalışmalarıma katılırsanız sizleri kendi yöntemlerimle yazarak içsel keşif yolculuğunuza çıkarır, kendi karanlıklarınızdan ışığınıza içsel hazinelerinizle dönmenize, iyi hissetmenize, rahatlamanıza, yazının terapötik etkilerinizi deneyimleyerek onları yaşamınızın bir parçası hâline getirebilmenize katkıda bulunabilirim…
NOT: Tüm yazılarıma erişip onları okuyabilmeniz için alttaki yazılarım etiketine tıklayabilirsiniz. Yazılarım etiketine tıkladığınızda, tüm yazılarım görebileceğiniz şekilde sıralanacaktır.
Ezgi Yaz
Uzm. Klinik Psikolog/
Psikolojik Danışman/
Dr.

Bir yanıt yazın