
“Yazmasam deli olacaktım.” Sait Faik Abasıyanık Eksikliği duyulan, giderilmediği zaman hoşnutsuzluk ve huzursuzluk yaratan, ruhsal dengeyi sarsmaya başlayıp ruhsal bütünlükte gittikçe bir tehdit potansiyeli oluşturmaya başlayan “ihtiyaç” kavramı, giderildiğinde haz veren, insanı güdüleyen ve davranışlarına yön veren şey olarak tanımlanabilir.…

İnsanın düşünen bir varlık olması, onu diğer canlılardan ayıran ve üstün kılan bir özelliktir. Nitekim düşünce ve dil, birbiriyle paralel bir gelişim seyri içindedir ki insan, dille düşünür. Aynı zamanda sosyal varlık olan insanların birbirleriyle anlaşma ihtiyacıyla ortaya çıkan dilin en önemli işlevlerinden birisi de düşünceleri ve duyguları anlatma, diğer insanları anlama ve böylelikle…

Yazmak hem kendi bilinçdışımızın hem de kollektif bilinçdışımızın esrarengiz kapılarını aralayan büyülü bir anahtardır… Kendimizi yazıya bıraktığımız zaman âdeta trans hâline geçer, benliğimizi derin uykusundan uyandırır, bambaşka bir bilinç boyutunda içimizi dökeriz. Çoğunlukla bu durum yazma aşamasının ortalarında başlar… Yazma sürecimiz sona erdiğinde veya aradan bir mühlet geçtiğinde ise hayretler içinde kaldığımız zamanlar olur.…

YAZMAK VE MİNDFULNESS ÜZERİNE Bir şey yap. Güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Güzel bir şey gör. Veya güzel bir şey yaz. Beceremez misin? Öyleyse güzel bir şeye başla. Ama hep güzel olsun. Çünkü her insan ölecek yaşta. Geç kalmayasın… Şems-i Tebrizi Sevgili Dostlarım; Bu yazımı okuduğunuz andan itibaren benimle…

“Yazmak, en derin duygularımızı ve düşüncelerimizi iç huzuruyla dışa vurma cesareti duyduğumuz bir dost sohbetidir… Her daim yanımızda olan, sırrımızı tutan, yargılamayan, anlayan, rahatlatan ve tüm kalbimizle güvenirliğinden emin olduğumuz türden bir dostluktur yazmak…”Ezgi Yaz “Yazmasam deli olacaktım.”Sait Faik Abasıyanık “SERGİ Yazmak başka oluyorAzalır yalnızlığımBu çizgiler de olmasaÇıldırırdım.” Behçet Necatigil “Yaz geçer yine gelirYaz…

Yazıyla Terapi: NOT: Tüm yazılarıma erişip onları okuyabilmeniz için alttaki yazılarım etiketine tıklayabilirsiniz. Yazılarım etiketine tıkladığınızda, tüm yazılarım görebileceğiniz şekilde sıralanacaktır. Ezgi Yaz Uzm. Klinik Psikolog/ Psikolojik Danışman/ Dr.

İster öykü, roman gibi kurmaca metinler aracılığıyla isterseniz doğrudan kendinizi yazın, içinizi dökün; yazmak iyi hissettirir, rahatlatır, psikolojik dayanıklılığınızı güçlendirmeye katkı sağlar. Hangi döneminizde iyi hissetmek için nasıl yazmaya ihtiyacınız olduğunun asıl cevabını verecek olan iç sesiniz… İç sesinizi duyabilmek içinse kendinizle randevulaşıp baş başa kalabilmeli, kendinize zaman vermelisiniz… Belki de hem kurmaca hem…

“Yazmak, kendimize yaptığımız içsel bir keşif yolculuğudur. Sırt çantamızı alıp nereye gideceğimizi bilmeden, geriye dönüşü düşünmeden başlanılan yolculuklara benzer… Bir tür seyyahlıktır… Yazarak kendimizi keşfe çıkma cesaretini göze aldığımız zaman, kendi gizemimizi çözmeye başlarız. Farkındalıktır bu. İçimizde olup olan bitenlerin farkına vardığımızda; yarım kalmışlıklarımızla, bize acı veren, bizi üzen yaşantılarımızla karşılaştıkça güçlü yanlarımızı keşfettikçe…

Hayat gökyüzüdür. Bakış açımız da teleskop. Gökyüzünde bildiğimiz ve bilmediğimiz pek çok galaksi var. Galaksiler içinde yıldızlar… Teleskopumuzu elimize alıp gökyüzünde herhangi bir noktaya baksak orada yıldız yoksa, biraz yana baksak orada da yıldız yoksa “Gökyüzünde hiç yıldız yok.” demek ne kadar gerçekçi olabilir ki? Teleskopumuzu etrafa çevirmek lazım, işte o zaman yıldızları görebiliriz… Bakıp da…

Aslında her okur, okuduğu esnada kendi kendinin okurudur. Yazarın eseri okura sunduğu bir görme aygıtına benzer; okurun o kitap olmasa kendinde belki fark edemeyeceği şeyleri görmesini sağlar. Marcel Proust Sevgili Dostlarım; Öykü, roman, anı şiir vb. edebî türdeki eserler, ruhumuza ayna tutarak kendimizi tanımamıza, anlamamıza, anlamlandırmamıza katkıda bulunarak içgörümüzü geliştirmemizi sağlayacak işleve sahiptir.…